SİYASET
Giriş Tarihi : 17-02-2021 11:50   Güncelleme : 20-02-2021 22:35

28 ŞUBAT DARBESİNİN HATIRLATTIKLARI

28 ŞUBAT DARBESİNİN HATIRLATTIKLARI

 

Sami NOGAY

 

28 Şubat darbesinden tam 24 yıl geçti. Darbenin açtığı yaralar halen sarılmadı. 28 Şubat sürecinde zarar gören eğitim ve eğitimcilerimizin mağduriyetleri giderilmedi. Ben sadece 28 Şubat darbesinin mesleki ve teknik eğitim yönündeki hatırlattıklarına değineceğim.

28 Şubatla getirilen meslek liseliler mağdur edilmiştir. Meslek liselerinin zayıflatılması Türkiye'deki sanayileşmenin önüne set çekmek anlamına gelir. Neden set çekmektir? Konuyu sadece meslek lisesi olarak değerlendirmeyelim. Şimdi, çıraklık eğitimine bakıyoruz: 1997 yılında Türkiye'de çıraklık eğitimi veren 350’nin üzerinde meslek eğitim merkezi vardı. Bu merkezlerde 250 binin üzerinde öğrenci meslek eğitimi alıyordu. Bugün 150 bin civarında öğrencimiz var, 180 civarında da mesleki eğitim merkezimiz var. Bu neden oluyor diyeceğiz; şimdi, 28 Şubata kadar bizim çıraklık eğitimine veya mesleğe yönelme olayı Avrupa'nın üç büyük ülkesinin uyguladığı sisteme benziyordu. Yani şöyle söyleyeyim: Bugün İngiltere’de, Fransa’da, Almanya'da 11 yaşında, yani 5. sınıftan sonra, 6. sınıftan sonra yönlendirme varken, bizde de 11 yaşında yönlendirme vardı. Bunlar meslek lisesine veya çıraklık eğitimi veren merkezlere yönlendiriliyordu. Şimdi, Mesleğe yönlendirme yaşını 11'den 14'e çıkarmış oldular. Tabi ki 14 yaşındaki çocuğu yönlendirmekte sıkıntı çekildi. Peki, Avrupa ülkelerinde bu yönlendirme nasıl uygulanıyor? Diye sorulabilir.

Almanya'da 11 yaşında, Fransa’da 11-12 yaşında, İngiltere’de 11 yaşında. Yani 5. sınıftan sonra İngiltere’de, 6. sınıftan sonra Fransa’da, yine 5 veya 6. sınıftan sonra Almanya'dadır. Ama biz ne yaptık? 11 yaşındaki mesleğe yönlendirme işini 14 yaşına çıkardık. 14 yaşına çıkarınca çıraklığa gönderecek öğrenci bulamadık. Haliyle bizim çıraklık eğitimimizle ilgili seviye aşağıya indi. Konuyu rakam vererek değerlendirelim. Türkiye'nin senede takriben 300 bin adet ustaya ihtiyacı varsa, mesleki eğitim merkezlerinden yetişen usta sayısı 20 bini geçmiyor. Burada korkunç bir açık var…

Evet, şöyle düşünelim: Bizim Türkiye'de meslek lisesi mezunları teknisyendir; kanunda da böyledir, uygulamada da böyledir. Türkiye'de 30 bin civarında teknisyene ihtiyacımız varsa, 300 bin kişi mezun ediyoruz. Birinde 300 bin usta lazım 20 bin kişi mezun ediyoruz, birinde 30 bin teknisyen lazım 300 bin kişi mezun ediyoruz.

Uygulamada sorun var. Neden sorun var? Biz insanları kandırdık, eğitimciler olarak kandırdık. Meslek lisesi mezunu olunca usta olduklarını düşündük. Hâlbuki bunlar teknisyendir. Nedir teknisyen? Ustanın uygulama resmine göre, planına göre işi yapıp yapmadığını kontrol eden adamdır. Yani fiili olarak işi yapan, ustalık yapan insan değildir.  Uygulamada büyük bir çarpıklık var. Böyle bir çarpıklığı gidermeyi yetkililerimiz düşünmüyor bile.

Bir başka çarpıklığı dile getireyim: Türkiye'den Avrupa'ya bakıyoruz, yanlış kopya çekerek yanlış bilgi veriyoruz. Avrupa ülkelerinde mesleki ve teknik öğretime yönelenler, yüzde 65. Ama bu yüzde 65’in içinde çıraklık eğitimi gören var, meslek lisesine gidip teknisyen eğitimi gören var, tekniker eğitimi gören var, mühendislik eğitimi gören var. Yani bütün eğitim sisteminin yüzde 65’i mesleğe yönelen grup. Biz ise liseye giden gençlerin yüzde 65 i meslek lisesine gitsin zorlaması yapıyoruz.

Bir başka yanlış anlayış ara eleman tanımındadır. Ara eleman dendiğinde, dünyanın her tarafında çırak, kalfa, usta akla gelir. Teknisyen, tekniker, mühendis denetleme ve kontrol elemanlarıdır. Biz tekniker ile teknisyeni de ara eleman sınıfına koyuyoruz, diyoruz ki: “Bunlar ustalık yapsın.” Yapıyor mu? Hayır yapmıyor.

28 Şubat sürecinden sonra Türkiye genelinde baktığımız zaman, “İmam-hatip okullarının yüzünden meslek liselerini yaktılar” diyorlar. Aslında işin doğru tanımı  “İmam-Hatip liselerini kullanarak meslek lisesini yaktılar” şeklindedir. Çünkü amaç, meslek liselerini yakmaktı. İki yüz bin imam-hatipliyi kullandılar, İki milyonun üzerinde öğrencisi olan meslek liselerini yaktılar. Niye yaktılar? Türkiye'nin Avrupa Birliğine girerken mesleksiz insan grubuyla girmesi lazım. Bizim teknoloji üretmememiz lazım. Teknoloji üreten değil, teknoloji alan olmamız lazım. O zaman Avrupa'nın işine yararız. Öyle değil mi?

Mesleki ve Teknik Eğitimin sorunlarını ele alan, çözüm arayan ve bu feryadı duyan var mı? Yok. Bize SÜPERMARKETLER, TÜKETİM MAĞAZALARI çok bile… Ne yapalım üretimi?! Sanayi tesislerini?!

Allah’a Emanet Olunuz.