SAĞLIK
Giriş Tarihi : 19-06-2021 21:05   Güncelleme : 21-06-2021 13:48

Denizlerimiz Elden Gidiyor...

Denizlerimiz Elden Gidiyor...

 

Mehmet Çatakaçı

Son üç aydır tehlikeli biçimde yayılmaya devam eden Müsilaj İstanbul Boğazı ,Marmara Denizi ve şimdi de Ege Denizi'ne doğru kayıyor.

Yıllardır fabrika artıklarının denize karışmasına göz yuman yetkililer şimdi timsah gözyaşı döküyorlar.

Türkiye Büyük Millet Meclisin'de araştırma komisyonu kuruldu.

Denizlerde temizlik çalışmaları başladı ama hala denizlere kirli fabrika atığı boşaltan fabrikalara el atılmaması akıl karı değil.

Geçen hafta bu konuyu en güzel bir şekilde ele alan ve anlatan bu devlette uzun yıllar Valilik yapmış İYİ Parti Mersin Milletvekili Behiç Çelik'di.

TBMM Genel Kuruluna bu Müsilaj olayını hem teknik hem de içerik açısından açıkladı.

Konuşmasında şu görüşlere yer verdi;

Bölge belediyeleri,imkansızlıklar içerisinde altyapı ve kanalizasyona çözüm bulmaya çalışırken nüfus yoğunluğu ve tesislerden dolayı istenen düzeye ulaşmakta zorlanmaktadır.

       Dolayısıyla Marmara Denizi ve çevre kaynakları (Göller, dereler, ırmaklar, yeraltı suları) aşırı kirlenmiştir.

       Bu kirlilik, yıllarca can çekişen Marmara’nın müsilaj görünümü ile kendi elimizle nasıl öldürdüğümüzü gösteriyor.

       Ben hava kirliliğine, tuzlanmaya ve çoraklaşmaya girmiyorum bile.

       AKP’nin son 20 yılda İstanbul’a ihanetini diyeceğim ama ben demiyorum.

       Sn. Cumhurbaşkanı bizzat “İstanbul’a ihanet ettik” demiştir.

Betona boğulan, ranta kurban edilen, iliklerine kadar sömürülen bir İstanbul.

Yok edilen korular, dereler, betonlaşan ve doğa karşıtı hale getirilen, dikey büyütülen bir İstanbul.

       Kullanım suyu ve endüstriyel suyun derin deniz deşarjı ile Marmara Denizine verilmesi içler acısıdır.

       Bir de denizler ölmeye, artık mızrak çuvala sığmamaya başlayınca Çevre ve Şehircilik Bakanının devreye sokulması geç kalınmış bir karardır.

 

Şaka gibi.

5 Haziran Dünya Çevre Gününde müsilajın, sularımızın yüzeyini kapladığı zamanda hiç yüksünmeden çevreden bahsedilmesi dikkat çekicidir.

Müsilajın en önemli nedenlerinden olan kanalizasyon ve atık sularının İSKİ eliyle toplanıp deşarj edildiğini biliyoruz.

       İSKİ, bilindiği gibi;

       - İçme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyaçlarının karşılanması,

       - Kullanılmış suları ve yağmur sularını toplayarak insan ve çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf etmek için her türlü iş ve işlemler,

       - Kaynakların ve kıyıların; evsel ve endüstriyel atık sularla kirletilmesini önlenmesi,

       - Ve diğer işleri yapar.

Burdan da anlaşıldığı üzere SUKİ’ler başlı başına deniz salyasıyla baş edecek güce ve imkana sahip değil.

       O halde bir eşgüdüme ihtiyaç olduğu açıktır.

       Ölmek üzere olan Marmara’nın kurtuluşunu zorlu ve sabırlı bir çalışmayla ancak 3-6 yıl arasında komadan çıkarmak mümkündür.

       Buradan müsilajın nedenlerine değinirsek;

       1. Kanalizasyon ve endüstriyel atık deşarjı  yapılması, (sadece varsa fiziksel arıtma ile)

       2. Denizin çöplüğe çevrilmesi, ( 200-500 kg/km2)

       3. Kömür santrallerinin soğutma suyu çekerek sıcak suyu derin deniz deşarjı ile vermesi,

       4. İnşaatlar, tesisler, termik santraller, ambalajcılar, çimento, petro kimya, gübre fabrikaları, ilaç sanayi vs. tesislerin olumsuz etkileri,

       Tüm bunlara arıtma zorunlu tutulmalıdır.

        Aldatmaca bir arıtma değil, aksine kimyasal ve biyolojik arıtma zorunlu olmalıdır.

       Arıtması olmayan tesisler derhal kapatılmalıdır.

       Deniz kirliliğinin maksimuma çıkması ekosistemin sınırlarının aşılması Marmara’yı komaya sokmuştur.”

Sözleri ile hem iktidar hem de muhalefet tarafından büyük alkışlandı.

İnşallah Behiç Çelik”in önerdiği gibi Genel ve yerel yöneticilerin ortak çalışması ile bu Müsilaj belasından denizlerimiz kurtulur.