SİYASET
Giriş Tarihi : 29-10-2021 21:20   Güncelleme : 30-10-2021 15:39

ELÇİLER KRİZİ

ELÇİLER KRİZİ

 

Mehmet Çatakçı

Türkiye elçiler krizi ile büyük bir krizin ve uluslar arası bir kaosun eşiğinden döndü.

Elçilerin istenmeyen adam ilan edilmesi talimatına karşı ABD ve AB ülkeleri derhal karşı atak için yaptığı tehlikeyi Türk Dış İşleri Bakanlığı çabuk öğrenip yetkili makamları uyararak böyle bir adımın atılmasına engel oldu.

Adım adım gidelim isterseniz.

Önce 10 ülke adına Amerika’nın Ankara Büyükelçiliği resmi Twitter hesabından şu tweet atıldı;

“Osman Kavala’nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti. Davanın, farklı dosyaların birleştirilmesi ve beraat kararından sonra yeni davaların yaratılması yoluyla sürekli geciktirilmesi, Türk yargı sisteminde demokrasiye saygıyı, hukuk devleti ve şeffaflık ilkelerini gölgelemektedir.

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda büyükelçilikleri olarak Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleriyle ve milli kanunlarıyla uyumlu şekilde, bu davanın adil ve hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiği kanısındayız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu husustaki kararları doğrultusunda Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyoruz.”

Erdoğan, Afrika dönüşü buna tepki gösterdi ve “Bu elçileri ağırlama lüksümüz olamaz, Dışişleri Bakanıma talimat verdim gereği yapılacak” dedi.

Bu sözlerden 10 büyükelçinin istenmeyen kişi ilan edileceği yorumu yapıldı.

Erdoğan; iki gün sonra bu kez daha sertleşerek, “Dışişleri bakanıma talimat verdim. Bu elçiler istenmeyen adam ilan edilecek. Bu konuda gereken neyse yapılmasını istedim” dedi.

Ortalık iyice karıştı.

Aklıselim sahibi insanlar savaşlarda bile görülmemiş biçimde 10 ülke ile diplomatik kriz yaratılmasının Türkiye’ye hiçbir yarar sağlamayacağını anlatırken, AKP’liler bile “Bir şeyler yapılmalı, bu çok yanlış” demeye başladı.

Bu gelişmelerden sonra Amerika’nın Ankara Büyükelçiliğinden bir tweet daha paylaşıldı.

Şöyle deniyordu bu kez;

“ABD, 18 Ekim tarihli açıklamaya ilişkin bazı soruların yöneltilmesi vesilesiyle, Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesi’nin 41’inci maddesine riayet etmeyi teyit eder.”