SİYASET
Giriş Tarihi : 30-08-2020 16:14   Güncelleme : 02-09-2020 14:00

Gazeteci Mehmet,Çatakçı"Cari Açık Bu ülkenin Kaderi Olmamalıdır"

AK Parti’nin ilk 12 yılında, yurtdışından temin edilen borçlarla, Türkiye ekonomisi dış borç bataklığa sürüklenmiş ve hala bu bataklıkta debelenmektedir.

Gazeteci Mehmet,Çatakçı

 

Bir ülkenin toplam döviz giderleri ile toplam döviz gelirleri eşit olsa, “cari denge” oluşur. Toplam döviz gelirleri fazla olsa “cari fazla” tam tersi durumda da “cari açık” oluşur.

Zaten kredi alma/verme yeteneği ve gücü olan ekonomilerin “iç tasarruf sorunu” olmayabileceğini veriler de teyit ediyor.

Sorun dışarıdan satın alınacak mal ve hizmetler için yeterince döviz kazanamamaktan ya da dışarıdan gereksiz yere fazla mal satın almaktan kaynaklanıyor.

Dışarıdan satın alınacak mallar için para yetmeyince dış borç alınır. Niçin diye sorulduğunda, cevap olarak, çünkü fakiriz, çünkü tarihsel birikimimiz yok, çünkü doğal kaynaklarımız yok, çünkü az kazanıyoruz, çünkü eğitimimiz yetersiz vs.

Kısmi doğruluk içeren bu cevapların hepsi, benim nazarımda geçersiz gerekçelerdir.

Doğru cevap: Çünkü vatandaşlar ithal ürünlerin sağladığına inandıkları imajdan, hükümetler de ithalatın sağladığı yüksek vergiler ve oluşan bolluk algısından vazgeçemiyorlar.

AK Parti’nin ilk 12 yılında, yurtdışından temin edilen borçlarla, Türkiye ekonomisi dış borç bataklığa sürüklenmiş ve hala bu bataklıkta debelenmektedir.

Büyük bir kırılma yaşanmadan da bu bataklıktan çıkılamayacaktır.

Dış Borçlar için her yıl yirmi beş milyar dolar ya da GSYH’NIN %3’ü kadar faiz ödemektedir ki; bu sürdürülemez. Böyle giderse, er ya da geç ekonominin damarlarındaki kan tükenecektir.

Yüksek faiz ödemeleri bakımından Türkiye benzeri bir ülke yok.

Bazıları, mevcut ekonomi yönetiminin nobran ve sığ yönetim anlayışı değişirse veya yeni bi yönetim oluşursa sorunların çözülebileceğine inanabilir fakat sorun yapısaldır şahsi değil. Belki mutedil ve daha itibarlı bir ekonomi yönetimi mevcut kredileri daha düşük faizle yenileyebilir, hepsi bu kadar.
Yurtdışından borç alarak tüketim malları ithal eden Türkiye ekonomisi; aynı ölçüde, ihracat ve döviz kazandırıcı “SAHİH” eylem planlarını hep ertelemiştir.

Ya da tüketim malları ithalatını azaltma çabaları, hep, Gümrük Birliği kısıtları ve kurallarının önünde, çaresizce eriyip gitmiştir.

Örtük bir ithal ikamesi politikası da ciddiyetle desteklenememiştir.

Çünkü, İthalatçısından distribütörüne, toptancısından marketine kadar bu işten kazanç sağlayanlar ile ithal ürün satın almayı bir hak olarak gören tüketicilerden oluşan “ithalat lobisi”ni kimse karşısına almak istemiyor.

Türkiye’nin kolay çözülemeyecek dış ticaret açığı sorunu olduğu kesin.

Peki, bu, kaçınılmaz bir durum mudur?

 TÜRKİYE’YE YILLAR KAYBETTİREN CARİ AÇIK…

Cari açık asla kaçınılmaz bir kader değil; daha üç ay öncesine kadar Türkiye cari fazla vermeyi başaran bir ülkeydi. Üstelik miktar bazında ihracatımız %15 civarında artmasına rağmen.

Türkiye’nin yüksek dış borç stokuna ilaveten yeni dış borçlara da ihtiyaç duyması, yani cari açık vermeye mahkûm olması sorunları ağırlaştırmaktadır.

Mesela Türkiye’deki kronik enflasyon sorununun baş müsebbibi yüksek cari açıklardır.
Türkiye’de üretilebilecekken, üretilmeyip ithal edilen ürünler işsizliğin de temel sebebidir.

Türkiye’deki bütün ekonomik sorunların anası cari açıktır. Cari açık sorunu çözülmeden diğer ekonomik sorunların çözülmesi imkansızdır.

CARİ AÇIK ÖNLENEBİLİR BİR SORUNDUR

Cari açık önlenebilir bir sorundur ve önlenmelidir. Doğrusu Türkiye’nin başka şansı da artık yoktur.

“Bilindiği gibi Türkiye tasarruf açığı olan bir ülkedir” ifadesi bir batıl inanç hatta bir hurafe niteliğindedir; bu hurafeyi önce kim söyledi ve niçin bu kadar kolay yayıldı bilinmez.

Türkiye sadece içeride üretemeyeceği ürünleri ithal eder ve geriye kalanları kendisi üretirse cari açık vermez cari fazla verir. Bu mümkündür. AK Parti bunu başaramadı ve galiba başaramayacak.