SİYASET
Giriş Tarihi : 09-12-2020 23:32   Güncelleme : 18-12-2020 06:44

Güleçyüz"Laik, Çağdaş, Bilime Dayalı Eğitim Gereklilik Değil Bir Zorunluluktur"

DYP Genel Başkan Yardımcısı Güleçyüz"Çağımıza söyle bir baktığımızda, her şeyin özel okullara izin vermekle başladığını görüyoruz. Eğitimin özelleştirilmesi, eğitimin kalitesini yükseltmek gibi çok iyi bir niyete dayansa da, aslında tarikatların ve cemaatlerin büyümesine yaradı"

Güleçyüz

DİN ALLAH'LA KUL ARASINDADIR

Doğru Yol Partisi'nin Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Serpil Güleçyüz ;ülkemizdeki eğitim ve inançla ilgili görüşlerini İnternet Habercilere açıkladı.Başkan Güleçyüz"Geçmişe şöyle bir dönüp baktığımızda, gelişmenin dinle olacağına inananlarla, bilimle olacağına inananların sürekli çatışma halinde olduğunu görürüz.
Tarihin her aşamasında her yenilikçi hareketin karşısında din-bilim çatışması süre gelmiştir.
Oysa din, insanın en temiz mahremiyetidir. Neye inandığımız, neye inanmayı seçtiğimiz kimliğimizin en mahrem yerinden gelir. Din işte bu yüzden kutsaldır ve Allah’la kul arasındadır.
Din kutsaldır, çünkü hayatlarımız, inandığımız şeylere göre şekillenir. İnandıklarımızla yönetiliriz. İnsani tüm davranışlarımızı, gelecek planlarımızı, inançlarımız yönetir. İçimizde iyilik ve kötülük sürekli savaş halindedir ve birisi kazanırken birisi kaybeder. 


ÖZEL OKULLAR TARİKATLARIN BÜYÜMESİNE YARADI

Din her ne şekilde yorumlanırsa yorumlansın, “Allah” gerçeğinin tek olduğu “O”na inanmanın gerçek iman olduğunu, dinin hiçbir şekilde Dünyevi çıkarlara alet edilmemesi gerçeğini de bilmemiz gerekir. 
Latin harflerinin kullanımı ile bir gecede cahil bırakıldıklarını iddia edenlere şunu söylemek isterim. Müslüman Türk halkı, Kuran-ı Kerim’i anlamadan ezbere okumuş, duygu ve düşüncelerini Arap harfleriyle yazmayı öğrenememiş okuryazar olanların sayısı, ne yazık ki nüfusun yüzde üçünü  aşamamıştır.
Çağımıza söyle bir baktığımızda, her şeyin özel okullara izin vermekle başladığını görüyoruz. Eğitimin özelleştirilmesi, eğitimin kalitesini yükseltmek gibi çok iyi bir niyete dayansa da, aslında tarikatların ve cemaatlerin büyümesine yaradı.  
Parası olan kesim çocuklarını çok özel okullara gönderirken, yoksul, açlık sınırındaki kesimin çocukları, tarikat okullarına gitmek zorunda kaldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2018-2019 resmi istatistiklerine baktığımızda, 12.809 olan özel okul sayısının üçte birinin mutlaka tarikat ve cemaatle bağlantılı olduğunu görüyoruz. Neredeyse her üç okuldan biri.
Yine 2018-2019 dönemi istatistiklerine baktığımızda, 4.292 olan özel öğrenci yurdunun 2.546’sı dernek yurdu, 628’i şahıs yurdu, 821 ise tüzel kişilere ait olduğunu görüyouz. 
Bu okullarda ezbere dayalı,sormayan, sorgulamayan, her şeyi kabul eden, şükreden, kaderci, geleceği bu dünyada değil ahirette arayan, kadınları ikinci sınıf vatandaş olduğu, zorunlu köleliğin öğretildiği nesiller yetiştiriliyor.
Oysa İslam dini, ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi öbür dünya için çalışmayı emreden bir dindir. 
İslam dini, her şeyi öğrenmek, en doğru  şekilde öğrenmek için çaba ve gayrette olmayı gerektirir.
Soruların sorulmadığı, soru soranların dışlandığı, bilimin olmadığı bir gelenek nasıl İslam’ı yansıtabilir?
Doğru Yol Partisi olarak, 
Çözüm, laik, demokratik, çağdaş, soran, sorgulayan, özgüvenli, sorumluluk sahibi, inançlı ve her türlü inanca saygılı, takım çalışması ve paylaşmayı önemseyen, olumlu kararlar alabilen, zararlı bağımlılıklardan uzak yaşam süren, şiddete karşı, öfke kontrolü yapabilen, Vatanını, Bayrağını seven bireyleri yetiştirmek olmalıdır.
Felsefe, mantık, estetik sanatlar derslerinin gerçek anlamda okutulduğu bilimsel programlar yeniden gündeme gelmelidir. Tüm öğrencilerin eğitim ve barınma ihtiyacı ücretsiz ve devlet güvencesi altında olmalıdır.
Biz diyoruz ki, 
Laik, çağdaş, bilime dayalı bir eğitim gereklilik değil bir zorunluluktur. Yarın çok geç olmadan gerekli tedbirler alınmalıdır"dedi