SİYASET
Giriş Tarihi : 04-09-2020 20:44   Güncelleme : 08-09-2020 15:40

"Kazanmak için Her Şeyi Hoş Görmek İnsanlık Dışıdır"

Yazarımız Gazeteci Çatakçı"Bakanlar Kapılarını Vatandaşlara Kapatamaz"

Kazanmak için her şeyin hoş görüldüğü bir dünyada mı yaşıyoruz?”

Bu soru bugünün dünyasını mı yansıtıyor ya da hep var olan düzeni mi anlatıyor?

Ne zaman bu hale geldik diye sormak isterken aslında hep böyle miydik sorusu da aklımdan geçmiyor değil!

Zira geriye bakıldığında savaşların ne menem bir şey olduğu da tam olarak bilinirken…

Ocakların nasıl söndüğü, yüreklerin nasıl yandığı bilinirken…

Nitekim gelinen nokta hep aynı, yine aynı…

Yitip giden yaşamlar, gözü yaşlı analar, mühürlü dudaklar ve maalesef balçık içinde hayatta kalma mücadelesi de ayrı bir sızı…

İdlib… Şu an “İdlib” için bu anlattıklarımdan daha fazlası ifade edilebilir doğrusu…

Aslında hikâyenin başlangıcı başkaydı…

“Arap Baharı” olarak adlandırılan ve ilk olarak Tunus’ta başlayan, sonrasında Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine yayılan halk hareketi, takvimler 2011 yılını gösterdiğinde Suriye’ye sirayet etmiştir ve kısa sürede halk hareketi iç savaşa dönüşmüştür. İç savaşın başlamasıyla birlikte, Suriyeliler güvende olabilmek için başta Türkiye olmak üzere, Ürdün, Lübnan ve diğer ülkelere göç etmiştir, diğer bir tabir ile sığınmıştır. Gelinen bu noktada, ülkemizdeki geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin toplam sayısı 3.576.344’tür (T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 30 Ocak 2020).

Diğer taraftan, hafta sonu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Şu anda biz de 3,5 milyon Suriyeli var, ama İdlib'den 4 milyona yakın insan yine ülkemize gelme arzusunda…” cümlesi, göç konusunun ülkemiz açısından kaldırılması mümkün olmayan bir noktaya geldiğinin somut göstergesidir.

Nitekim 21. yüzyılın en yakıcı konularından biri olan “göç” konusunun tüm bölgeye kalıcı birçok etkisinin olduğu ve olacağı aşikârdır.

Öte yandan son dönem yayımlanana raporlarda Ortadoğu’nun dünya genelinde en fazla silah satın alan ikinci bölge olduğu belirtiliyor. Ayrıca The Economist Dergisi’nde (15-21 Şubat sayısı) bu konu ile ilgili detaylı bir yazı yayımlandı. Yazıda en dikkatimi çeken bölüm ise şu şekildedir:

“Rus silahlarının Orta Doğu'ya ihracatının 2018 yılında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı ifade ediliyor. Ve Suriye'deki savaşın Rus silahlarının sergilenmesi için bir şans olduğu belirtiliyor.”

UNICORN (TEK BOYNUZLU AT)

Son dönem nereye baksam “unicorn” diğer bir tabir ile “tek boynuzlu at” ile ilgili haberler karşıma çıkıyor.

Bir anlamda tek boynuzlu atlar olarak bilinen milyar dolarlık girişimler…

Şöyle ki, tek boynuzlu atın (unicorn) standart tanımı; 1 milyar dolardan fazla değere sahip özel bir girişim olarak belirtilebilir. Dünya genelinde en fazla unicorna sahip ilk üç ülke sırasıyla, Amerika, Çin ve Hindistan’dır. Unicornların en fazla görüldüğü alanlar arasında ise, e-ticaret, yazılım ve sağlık yer alıyor.

Bizde ise unicorn ismi “Turkcorn” olarak belirtiliyor. En son hatırladığım, Kasım 2019’da Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Fatih Kacır, “Hedefimiz 10 Turkcorn yani unicorn olarak anılan milyar dolarlık start-up çıkartmak” diye belirtti.

Dileğimiz, kısa sürede Turkcorn’larımızın olması yönündedir…

Tabii bu kapsamda, “araştırma-geliştirme”, “girişimcilik”, “melek yatırımcı” gibi kavramların çok daha içselleştirilmesi ve yaygınlaştırılması da önemli bir meseledir.

* * *

Bu köşeden iyi olan, güzel olan gelişmeleri yazmaya devam ediyorum:

Havelsan’ın yurt dışına giden ya da yurt dışında çalışmalar yürüten nitelikli insan kaynağının Türkiye'ye kazandırılması amacıyla alanında lider şirketlerden bazı çalışanları bünyesine katması sevindirici bir haberdir.

Bu noktada, Havelsan İnsan Kaynakları Direktörlüğü İş Ortaklığı Takım Lideri Burcu Yıldız "2019 yılında 15 kişiyi aramıza kattık. Google, Microsoft, Mastercard, ASML'den gelen arkadaşlarımız var. Hollanda, ABD, İngiltere, Almanya gibi farklı farklı ülkelerden gelerek bize renk kattılar." diye konuştu.

Bu gibi haberlerin daha çok artması dileğiyle.

 

BAKANLIKLAR KAPILARINI VATANDAŞA KAPATAMAZ.

Evet..

Bakanlıklar daha COVİT 19 olmadan önce vatandaşlara kapılarını kapatmışlardı.

Bakanlıkta tanıdığın yoksa içeri giremiyorsun.

Peki evrak içeride,vatandaş aylarca bekliyor,netice yok.

Vatandaş evrakım ne oldu diye gidemiyor,çünkü içeri alınmıyor.

İş Çukur Ambarda ve Balgat da bulunan iş takip bürolarına düşüyor.

Yazık bu vatandaşa bu reva görülmemeli.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay”a seslenmiştim.

Lütfen Bakanlıklara bir el atınız.

Bakanlıklarda bulunan Güvenlik görevlileri ve bankolarda görev yapan memurlar asla vatandaşa hakaret edemezler.

O yetkiyi ne Bakan ne de hiçbir üst bürokrat veremez.

Son günlerde bu olaylar artmış durumdadır.

Bürokrat unutmamalı ki yarın Adalet önünde hesap vereceklerdir.

Onun için kanunlara uygun hareket etmelidirler.

Rahmetli Demirel şöyle derdi.

“KESER DÖNER SAP DÖNER,BİR GÜN HESAP DÖNER.”