SİYASET
Giriş Tarihi : 20-12-2020 08:27   Güncelleme : 25-12-2020 12:35

Nogay"Siyaset Çarkının Sahneye Koyduğu Bu Filmi Daha Önce de Seyretmiştik"

Nogay

 

Sami NOGAY

26 yıl önce Senirkent Gazetesinde “Siyaset Çarkı” isimli bir yazı yazmıştım. İşlenen konu bölgeseldi. Bugün benzer bir yazıyı bu sütunlara taşımayı gerekli gördüm.

Siyaset Çarkı; Türk tarihinin içinde aktığı son iki asırlık dönemde mayası sadakat, iman, vefa, yiğitlik, mertlik, arkadaşlık gibi manevi değerlerle yoğrulmuş Türk toplumunun politikadan uzak durmasına sebep olmuştur. Türk milleti, iki yüzlükleri, vefasızlıkları, arkadan hançerlemeleri, ihanetleri göz göre göre “politika”ya karşı kanaatlerini oluşturmuş ”politika” denilince şöyle bir çekingen durmayı faydalı görmüştür. Bu çekingenlik yalnız politika dışında kalmış kişilere has değildir. Bizzat fiili politika yapan insanlarımız bile, zihinlerinin bir köşesinde ihtiyat payı bırakmadan edememişlerdir.

Nedendir bu? Toplumu iyi idare etme ve iyi hedeflere götürme sanatı olarak tanımlanan politikanın bu olumlu yönü değil de vefasızlıklarla dolu kötü yönü Türk Toplumunu etkilemiştir. Ya da politikayı bu olumsuz niteliğinden kurtarıp gerçek bir yönetim bilimi haline getirmenin yolu yok mudur? İlla kişisel zaaflar mı galip gelecek, illa insanın olumsuz nitelikleri mi politikaya damgasını vuracaktır?

Bizce bugünkü çarpık politika anlayışı milletimizin kaderi değildir. Politikayı millete hizmetin bir aracı haline getirmenin de bir yolu olmalıdır.

Siyaset çarkını daha iyi anlamak için isterseniz son 70 yılın Türkiye siyasetinden örnekler verelim.

Adnan Menderes döneminde onun aleyhinde yazılanları okursanız şu anlayışı görürsünüz: o gidince her şey düzelecektir. O dönemde "kahrolsun eli kanlı diktatörler" diye slogan atılıyordu. 27 Mayıs darbesi yapıldı. Menderes ve arkadaşları asıldı. 60 yıldır millet olarak ah vah ediyoruz.

Yine 12 Marttan önceki yazılanlara göre; “Demirel giderse her şey düzelir.” Dendi. Demirel’in partisi AP parçalandı. Koalisyon dönemi başladı. Sonuç 12 Eylül darbesine gelindi.

Turgut Özal cumhurbaşkanı seçilince "sana alışamadık” diye ona telgraflar çekiliyordu, Cumhurbaşkanı olarak gittiği illerde muhalif partilere mensup belediye başkanları tarafından karşılanmıyordu.

Erbakan başbakan olunca iktidarının üzerinden 4 ay geçmeden onun aleyhine geceleri sokaklarda tencere tava çalınıyordu. Sonunda 28 Şubat darbesi ile bitti.

Koalisyonlar bitsin diye devlet yönetiminde “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçtik. Uygulamaya baktığımızda “İttifaklar” kanalı ile yine örtülü koalisyon oluşmaya başladı. “Cumhur İttifakı” ve “Millet İttifakı” şeklinde koalisyonlar oluştu. Artık ülke sorunları değil “ittifaklar” konuşulur oldu.

Bir taraf “Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ı istemiyorum” derken diğer taraf “CHP ve diğerleri olmasın” diyerek ülke sorunlarından uzaklaşmaktadır.

Bu siyasi çekişmelere baktığımızda aslında aynı filmi daha önce de seyrettiğimiz anlaşılır.

Bütün bu olumsuzluklar Türk insanının hatırı sayılır bir bölümünün siyaset sahnesinin dışında kalmasına sebep olmuştur.

Dileriz millete, memlekete hizmet için bir araya gelenler bu örneklerden ibret alırlar da hataları tekrar etmezler

Dileriz; milletini, devletini, dinini seven vatansever insanlarımız “Siyaset Çarkı”nın içine tekrar düşmezler. Sevgilerinin, dostluklarının, ideallerinin bu çark içinde ezilmesine izin vermezler.

Allah’a emanet olunuz.