SİYASET
Giriş Tarihi : 12-03-2021 20:44   Güncelleme : 12-03-2021 20:54

PARTİ KAPATMAK KOLAY AMA FİKİRLERİ DOĞRU YÖNELTMEK BAŞARIDIR.

PARTİ KAPATMAK KOLAY AMA FİKİRLERİ  DOĞRU YÖNELTMEK BAŞARIDIR.

 

Mehmet Çatakçı,

Siyasi partileri kapatmak çok kolaydır.

Fakat çarpık fikirleri doğru bir düzleme yöneltmek zordur.

Asıl olan çarpık fikirleri doğruya yöneltmektir.

Yoksa Medyada bağırıp çağırıp kapatalım demekle sorun çözülmüyor.

HDP nin geçmişine bakınız.

İlk partileri kapatıldığında oyları yüzde üçtü.

Kapatılan partilerinin yerine yenileri açıldı ve bu güne yüzde on iki ile geldiler.

Neden?

Mağdur olduklarını çok iyi kullandılar.

 

İhtilallerde siyasi partileri askerler kapattı da ne oldu.

Yenileri daha güçlü kuruldu ve siyaset sahnesinde yer aldı.

 

Rahmetli Alpaslan Türkeş”in bir güzel sözü vardı.

Yanlış fikirleri doğru savlar ile çürütürseniz başarılı  olursunuz.

Bağırıp çağırıp korkutarak insanı yanlış yönden döndüremezsiniz.

Ters tepki yaratır,yanlış fikir çoğalır.

Rahmetli Türkeş ne güzel de söylemişti.

 

Bu tarihin kadim bir döngüsüdür denilebilir, ama hiçbir yönetimin tarihsel tecrübeleri yok sayarak modern zamanlarda toplumlarına yaşanabilir bir yönetim modeli oluşturması da mümkün değildir.

Ünlü yazar Aldous Huxley “Tarihten alınabilecek en büyük ders insanlığın tarihten ders almamasıdır” der.

Maalesef AK Parti iktidarı geçmişte bizzat kendisinin de öznesi olduğu mağduriyetlerden, seçilmişlere yönelik ‘siyaset mühendisliği’ projelerinden ve düşünceye yönelik baskılardan sanki hiç ders almamış gibi görünüyor. Oysa yakın siyasi tarihimizde yaşanan tecrübeler göstermiştir ki muarızlarını yok etmek ve neredeyse onların nefes almasını bile engellemeye dönük tüm ‘siyasi mühendislik’ projeleri de, siyasetin zeminini tahrip eden hileli girişimler de sonunda iktidarların kendi ayağına kurşun sıkmaktan öte bir anlam ifade etmemiştir.

Bugün herkesin gözü önünde HDP üzerinden sergilenen “vesayet” oyunu, her ne kadar terörle mücadele gerekçesine dayandırılıyor olsa da, esas itibariyle muhalefetteki “demokrasi ittifakı”nın alanını daraltmayı amaçlamaktadır. Kısacası, her geçen gün kan kaybeden AK Parti-Bahçeli-Perinçek ittifakı demek istiyor ki: Madem biz kaybediyoruz, muhalefet de kazanmasın. Hatırlatmakta yarar var; üzerinden 6-7 yıl geçmiş Kobani olayları üzerinden yürütülen fezlekeler çok tehlikeli bir süreci başlatabilir. Bu girişim yarın, geçmişte FETÖ lideri ile boy boy resim çektiren, ona methiyeler düzen siyasetçiler için benzer şekilde fezlekelerin yolunu açarsa kimse şaşırmasın…

Kuşkusuz muhalefetin, iktidarın kaybetmesini istemesi ne kadar normalse, iktidarın da muhalefetin kazanmamasını istemesi o kadar normaldir, burada anormal bir durum yok… Esas tehlikeli olan terörle mücadelenin siyasete alet edilerek, terörle mücadele gibi en hayati konunun bile kutuplaştırmaya vesile kılınmasıdır.

Evet siyaset önemlidir, problemlerimizin çözümünde siyasetin devrede olması elzemdir. Bu açıdan bakıldığında siyasetçilerin mücadeleleri de demokrasilerde sıhhat işaretidir. Ancak siyasi partilerin bir bölümünü yok etme anlayışı üzerine bina edilmiş, toplumu tam ortasından bölen kutuplaştırıcı siyaset de bir felakettir. Maalesef iktidarın terörle mücadeleyi hoyratça kullanarak muhalefeti adeta terör sevici gibi gösterme siyaseti sadece vicdanları yaralamakla kalmıyor, toplumdaki bir arada yaşama azmini de yok ediyor.

Belli ki iktidarın kutuplaşma siyasetinden vazgeçmek gibi bir niyeti yok. İşte tam da bu noktada muhalefete düşen; AK Parti-Bahçeli-Perinçek koalisyonunun sahnelediği “vesayet” oyununda yer almamasıdır. İYİ Parti lideri Meral Akşener’in bu konudaki itidalli ve demokrat duruşu takdire şayandır.

Belki de İYİ Partiden istifa eden Ümit Özdağ”ın açıklamalarından sonra İYİ Partinin kapatılması için de dava açılabilir.

Yok et felsefesi iş başında.