Şiddeti inkâr eden siyaset: Berhan Şimşek olayı ne anlatıyor?
Yazan: Gazeteci Nihat Alparslan
Bir siyasetçiyi yalnızca kürsüde yaptığı konuşmalarla değil, kriz anlarında sergilediği tavırla da değerlendiririz. Berhan Şimşek hakkında ortaya çıkan güvenlik kamerası görüntüleri, kamuoyunda günlerdir tartışılan iddiaları bambaşka bir noktaya taşıdı.
Daha önce Özlem Şanver'e yönelik şiddet iddialarını reddeden Şimşek'in, görüntülerin yayınlanmasının ardından yaptığı savunmalar inandırıcılığını büyük ölçüde yitirdi. Gazeteci Ahmet Hakan'ın, “Kendimi acayip aldatılmış hissediyorum. Vay Berhan vay.” sözleri de tam bu çelişkinin özeti oldu.
Benim tanık olduğum kongre
Cumhuriyet Halk Partisi kongresinde ben de salondaydım. Özgür Özel konuşmasını yaparken Berhan Şimşek elindeki evraklarla koşarak salona geldi. “Ben de adayım, beni içeri almadılar!” diyerek büyük bir kargaşa oluşturdu.
O gün dikkatimi çeken şey, adaylıktan çok kendini gündemin merkezine yerleştirme çabasıydı. Siyasette reklam ile temsil arasındaki çizgi çok incedir. O kongrede yaşananlar, bugün tartışılan karakter meselesini yeniden düşündürüyor.
Asıl mesele karakterdir
Kadına yönelik şiddetin hiçbir siyasi kimliği, hiçbir mazereti olamaz. Görüntüler ortadayken inkâr etmek, hatadan daha büyük bir güven kaybına yol açar.
Buradan siyasi partilere de bir çağrım var: Milletvekili, belediye başkanı ya da il başkanı belirlenirken yalnızca popülerlik değil; karakter, geçmiş, toplumsal duruş ve etik değerler çok daha titiz araştırılmalıdır. Çünkü göreve getirilen her isim, sadece bir partiyi değil, milyonları temsil eder.
Son söz
Berhan Şimşek olayı, yalnızca bir kişinin düşüşü değildir. Bu olay, siyasette liyakat kadar ahlakın ve dürüstlüğün de vazgeçilmez olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Şiddeti inkâr etmek yerine gerçekle yüzleşmek; toplumdan özür dilemek ve hukukun gereğini kabul etmek, kamu görevine talip olan herkesin en temel sorumluluğudur.