Kayıp Büşra bebekin annesi Elif Balıkçı ifadesini değiştirdi: 'Babası araziye götürüp öldürdü, şikayetçiyim'

Sivas'ta kaybolan Büşra bebeğin bulunması için aramalar sürerken soruşturmada dikkat çeken bir ifade ayrılığı ortaya çıktı. Anne Elif Balıkçı bebeğin para karşılığı verildiğini söylerken, baba Yusuf Balıkçı suçlamaları reddetti. Daha sonra savcılıkta ifadesini değiştiren anne, "Büşra'yı babası araziye götürüp öldürdü. Şikayetçiyim" dedi.

GÜNCEL - 14-09-2026 09:41

Kayıp Büşra bebekin  annesi  Elif Balıkçı ifadesini değiştirdi: 'Babası araziye götürüp öldürdü, şikayetçiyim'

 

Kayıp Büşra bebek nerede: Anne 'Satıldı' dedi, baba reddetti

Sivas'ın Divriği ilçesinde 4 gündür kendisinden haber alınamayan 11 aylık Büşra Balıkçı için başlatılan soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bebeğin para karşılığında satıldığı iddiası gündeme gelirken, anne Elif Balıkçı'nın bu yöndeki ifadesinin aksine baba Yusuf Balıkçı suçlamaları kabul etmedi.

Diyarbakır'dan besicilik amacıyla geçici olarak Divriği'nin Göndüren köyüne gelen ailenin 11 aylık bebeği Büşra, 10 Eylül'de kaldıkları çadırda kayboldu. Anne Elif Balıkçı'nın 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaptığı ihbarın ardından bölgeye AFAD, jandarma ve komando ekipleri sevk edildi.

Arama çalışmalarına yapay zeka destekli insansız hava aracı ve iz takip köpekleri de dahil edildi. Ekipler, arazide yaklaşık bir gün boyunca kapsamlı arama gerçekleştirdi ancak Büşra'ya ulaşılamadı.

Bebeğin kıyafetleri arazide bulundu

Arama çalışmalarında yabani hayvan ihtimali de değerlendirildi. Bu kapsamda ekipler arama alanını genişletirken, çadırların yaklaşık 2 kilometre uzağında bebeğe ait bazı kıyafetler bulundu.

Kıyafetlerde yapılan incelemede herhangi bir yırtık, hasar ya da kan izine rastlanmadı.

Anne 'satıldı dedi, baba suçlamayı reddetti

Soruşturmayı derinleştiren jandarma ekipleri, bebeğin kaçırılmış ya da para karşılığında başka kişilere verilmiş olabileceği ihtimali üzerinde durmaya başladı.

Bu kapsamda anne Elif Balıkçı, baba Yusuf Balıkçı ve 7 kişi gözaltına alındı.

Elif Balıkçı'nın jandarmadaki ikinci ifadesinde, bebeğin eşi tarafından para karşılığında başka kişilere verildiğini söylediği ve ilk etapta ortaya atılan "kayıp" senaryosunun gerçeği yansıtmadığını öne sürdüğü belirtildi.

Baba Yusuf Balıkçı ise eşinin iddialarını kabul etmedi. Gözaltındaki işlemleri devam eden Balıkçı'nın, bebeğin kaybolduğu yönündeki ilk ifadesini yinelediği ve hakkındaki suçlamaları reddettiği öğrenildi.

'Beyaz araç' iddiası

Anne Elif Balıkçı'nın jandarmadaki ifadesinde olayın yaşandığı akşama ilişkin dikkat çeken iddialarda bulunduğu belirtildi.

Balıkçı, 10 Eylül akşamı çadırların bulunduğu bölgeye beyaz renkli bir aracın geldiğini, araçtan iki kişinin indiğini ve bu kişilerden birinin çadırdan Büşra'yı alarak götürdüğünü öne sürdü.

Anne ayrıca bebeğin babası tarafından bu kişilere verildiğini iddia ederken, olayın çadırların bulunduğu bölgede kalan K.D., Ö.B., R.B. ve M.R.B. tarafından görüldüğünü ileri sürdü.

RTÜK'ten yayın yasağı

Soruşturmada yeni bir karar alındı. Para karşılığında satıldığı iddiasıyla gündeme gelen kayıp bebeğe ilişkin yürütülen soruşturmada yayın yasağı uygulanmasına karar verildi.

Sivas Valiliği, Divriği'de kaybolan Büşra bebeğe ilişkin soruşturma kapsamında Divriği Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yayın yasağı kararı alındığını açıkladı.

Valilik açıklamasında, kararın uygulanabilmesi için ilgili kurumlara resmi bildirim yapıldığı belirtilerek, "Söz konusu karar doğrultusunda, mevzuat gereği gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Başsavcılık tarafından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) resmi yazılar iletilmiştir" ifadelerine yer verildi.

Tüm ihtimaller soruşturuluyor

Sivas Valiliği tarafından daha önce yapılan açıklamada ise aile fertlerinin ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğuna dikkat çekilmişti.

Soruşturma kapsamında yalnızca kaçırılma ihtimali üzerinde durulmadığı, bebeğin maddi menfaat karşılığında başka bir kişiye teslim edilmiş olabileceği iddiasının da araştırıldığı bildirildi.

Valilik, olayla ilgili ortaya atılan tüm iddiaların geniş kapsamlı biçimde değerlendirildiğini belirtirken, soruşturmayla ilgili son olarak yayın yasağı kararı alındı.

Kameralar tek tek inceleniyor

Jandarma ekipleri, Büşra'nın bulunması ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için bölgedeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı.

Bebeğin kaybolduğu gün köyde bir yemek programı düzenlenmesi nedeniyle bölgede yoğun araç trafiği yaşandığı belirlendi. Ekipler, o saatlerde bölgeden geçen araçları tespit edebilmek için kamera kayıtlarını ayrıntılı şekilde tarıyor.

Gözaltındaki 9 şüphelinin jandarmadaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Divriği Adliyesi'ne sevk edilmesi bekleniyor. Şüpheliler arasında olay günü yaylada hayvanlara aşı yaptığı belirtilen bir veteriner hekimin de bulunduğu öğrenildi.

Bebeğin kaybolduğu yayla bölgesinde ise güvenlik önlemleri artırıldı. Ekipler bölgeyi güvenlik çemberine alırken, giriş ve çıkışların yasaklandığı bildirildi.

Köy sakini konuştu: Anne ve babası çok rahattı

Bebeğin ailesiyle birlikte 7 kişinin gözaltına alınmasının ardından köyde de güvenlik önlemleri genişletildi. Jandarma ekipleri çadırların bulunduğu alana giriş ve çıkışları kapattı.

Köy sakinlerinden Neşet Balım, olay günü ve ailenin tavırlarıyla ilgili şunları söyledi:

"Burası bizim köyün merası. Bu gelenler bize her sene gelirler. Yazları buraya geliyorlar. O gün burada yemek vardı. O akşam kayboldu. Bizim haberimiz sonradan geldi. Jandarma geldi ve yolları kapattılar. Girişi çıkışı kapattılar. Kendi köyümüz olduğu halde gidemiyoruz. Anne ve babası çok rahattı. Çocukları kayıp bir aile gibi değil. Çok şüpheli bir şey. Ayı götürdüğüne dair bir şey yok. Biz aileden şüpheleniyoruz. Bebeğin kaybolduğu gün binlerce araba vardı burada. Köyde ayılarla karşılaşıyoruz ama hiçbir zararlarını görmedim. Anne baba çırpınır ağlar ama onlarda böyle bir şey yok."

Anne ifadesini değiştirdi: 'Babası öldürüp araziye attı'

Savcılıkta, jandarmaya verdiği ifadeyi değiştiren anne Elif Balıkçı, ifadesinde şunları söyledi:

Ben en baştan beri doğruları söylemek istedim ancak kocam Yusuf Balıkçı ve görümcem Rahime Budak'tan korktum. Kocam Yusuf Balıkçı'nın ailesi beni sevmiyor. Ben kocam ile 15 yaşında evlendim. Evlendiğim zaman yemek yapma, ev işi yapma ve benzeri işleri yapmayı bilmiyordum. Bundan dolayı kocam bana şiddet uyguluyordu. Ben yemek yapmayı, ev işi yapmayı öğrendikten sonra kocamın beni dövmesi azaldı. Benim kocamın ailesiyle iletişimim yoktur. Ben genelde çocuklarımla ve hayvanlarla ilgileniyorum. Ben artık vicdanen kendimi rahatsız hissettiğim için doğruları söylemek istiyorum.

'İlk ifadem yanlış'

Savcılıkta vermiş olduğum ifademde veteriner olan Mehmet Çetin isimli şahsın çadırların olduğu yere gelerek kızımı aldığını ve götürdüğü şeklinde vermiş olduğum ifadem tamamen yanlıştır, bu ifadeyi kocam ve görümcemin korkusundan verdim. Mehmet Çetin isimli şahsı tanımıyorum. Mehmet Çetin isimli şahsı daha önce görmedim. Kocam Yusuf Balıkçı bana çocuğu bir arabanın gelip alıp gittiğini söylemem konusunda baskı yaptı. Çocuğumu gelip alan şahsın dış görünüşünü tarif etsem de kocamın beni yönlendirmesi neticesinde fiziksel özellikleri tarif ettim. Kocam bana "kirli sakallı, çenesindeki sakalların beyazladığını, esmer, orta boylu" şeklinde fiziksel özellikler tarif etmemi söyledi. Beyaz renkli arabayı da kocam söyledi. Ben de kocamın bana söyledikleri doğrultusunda savcılıkta bu yönde ifade verdim.

'Olay günü neler olduğunu anlatmak istiyorum'

10.09.2026 günü saat 05.00 sıralarında uyandım, kocam ise hayvanları otlatıyordu. Ben de ahırda bulunan kuzuları otlamaları için çayıra bıraktım. Görümcem Rahime Budak'ın çadırının yanındaki hortumdan içme suyu aldım. Çadıra geldim. Çay suyu koydum ve kahvaltı hazırladım. Daha sonra ailem ile kahvaltı yaptım. Öğlen 12.00 sıralarında kocam koyunları otlatmaktan getirdi. Kocam bir gün öncesinde Divriği ilçesine giderek koyunların zehirlenmesini önlemek için Divriği ilçesinde bulunan veterinerden ilaç alıp geldi. Eşim ile ben koyun ve kuzulara bu ilacı aşı şeklinde yaptık. Yaklaşık olarak aşı işlemi saat 15.00 sıralarında bitti.

Daha sonra hamur yoğurarak ekmek yaptım. Bu esnada eşim çadırda dinleniyordu. Sonrasında ben yemek hazırlamaya başladım, yemeği çadırın dışındaki sobada yapıyordum. Kocamı da çağırdım, çocuklarla ilgilendi. Hazırlamış olduğum yemeği çadıra getirdim. Çocuklarım ve kocam yemeği yedi, ben ise yorgun olduğum için o esnada yemek yemedim.

Büşra'nın son görüldüğü anlar

Eşim yemekten sonra çadırın gerisinde, hemen çadırın sağ tarafında bulunan küçük Büşra Balıkçı ile yatıyordu ve üzerlerinde battaniye vardı. İkisi de yüzüstü uzanmış durumdaydı. Daha sonra oğluma baktığımda eşim sağ eli ile Büşra'nın sırtına sert vurduğunu gördüm. Büşra'nın kendisine "Ne vuruyorsun?" diye sordum, o da bana "Çocuk uyumuyor" diye bağırdı.

Büşra'nın kuzine üzerindeki kırmızı kazak altında ise pembe zıbın vardı. Kızımın altı ıslaktı, ancak elbisesi üzerinde yoktu. Daha sonra ben kızıma çocuğun elbisesini giydireyim dedim, kocam bana "Sen kızın giysisini giydirme ayrıca çocuk uyanmasın" dedi. Kocam Büşra'yı çadırdan yerden kaldırdı. "Hazırla, yürümeye götüreceğim," dedi.

Ben de hemen giderek hayvanları hazırladım. Daha sonra eşim hayvanlara doğru gitti, o sırada hamur sıkan olan kızıma Rahime Budak'ın çadırında olduğunu söyledi ve çadıra girdi. Ben de hızlı adımlarla doğru geldim. Çadıra girdiğimde ve Büşra'ya baktığımda Büşra'nın üzeri battaniye ile kapalıydı, sadece gözleri gözüküyordu. Gözleri ile kıpırdıyor, ben de uyuyor zannettim.

Çadırda Büşra ile diğer çocuklarım olan Ramazan, Hilal, Azat'ı bıraktım. 3 yaşındaki Asel'i yanıma alarak Rahime Budak'ın yaklaşık 50 m. ileride bulunan çadırına geldim. Saat 20.00 sıralarında götürerek orada kıyafeti koydum. Orada Rahime Budak ve oğlu Özcan Budak vardı, yanlarında yaklaşık 25 dakika durdum. Daha sonra Asel'i alarak çadırımıza geri döndüm.

'Babası Büşra'yı götürdü'

Geldiğimde kocam Yusuf Balıkçı'nın kızım Büşra'yı kucağına aldığını ve kucağında çadırımızın üst kısmında bulunan ve eşimin hayvanları sürdüğü patikanın üstündeki yerde bulunan evimizin üst kısmındaki dağın aşağısının olduğu bölgeye doğru götürdüğünü gördüm. Büşra'nın kocaman kucağında hareket ettiğini görmedim. Kocam ile benim aramda yaklaşık 200 metre mesafe vardı. Bu yüzden çocuğu nereye götürdüğünü anlamadım.

Ben de Rahime ve bizim çadıra çağırdım ve kendisine kocam "Yusuf'un kızı Büşra'yı nereye doğru götürdüğünü" söyledim, o da bana hiçbir cevap vermedi ve tepkisiz kaldı.

Babamın kızım kayıp olduğunu çadır komşularımıza söylemesi üzerine komşumuz olan Kazım Dur ve eşi Gülistan Dur geldiler. Sonrasında Kazım Dur eşimi uyarmak, küçük çocuğunun kayıp olduğunu söyledi. Kocam ise tuhaf yokmuş gibi davranarak yukarıda Özcan Budak ile birlikte geldiler.

Özcan Budak hayvanları otlatmaya kocasından önce götürmüştü. Kocam hayvanları otlatmayı hep geç görürdü. Ben kocama çocuğu nereye götürdüğünü sorduğumda "se hana çocuktan haberim yok" bilmiyorum dedi ve bana "yalan söyleme" çünkü çocuğunu gördüm dedim.

Jandarmaya verilen ilk ifade

Daha sonra Jandarmaya haber verdiler. Jandarma daha yerine gelmeden önce komşumuz Kazım Dur bana "Jandarma ararsa 22:15'te Jandarmayı aradığını söylenecek" dedi. Görümcem Rahime Budak ise bana "Jandarma sana soru sorarsa ben uyudum ve uyandığımda çocuk yatakta yoktu" diye söylememi istedi. Ben de bunun üzerine gelen jandarma görevlilerine bu şekilde söyledim.

Jandarma o gece bölgede arama yaptı ancak çocuğu bulamadılar. Ertesi gün yani Cuma günü de tüm gün arama yapılmasına rağmen Büşra bulunamadı.

Büşra'nın kıyafetleri bulundu

11/09/2026 günü sabah erken saatte akrabalarımız olan Abdülvahap Çiçek, Mehmet Resul Balıkçı, Mülkü Balıkçı, Kazım Dur, Rahime Budak ile ben ve kocamla birlikte çadırın karşı tarafına doğru gidelim dediler. Gittiğimiz istikamet kocam Yusuf'un kızım Büşra'yı götürdüğü istikametten çok ayrı istikametti.

Daha sonra gittiğim bölgede açılma arama yaparken kızımı ait olan ve son gördüğümde üzerinde olan kırmızı tişört ve pembe zıbını, ayrıca halı olduğunu bezi ilk önce komşumuz olan Mehmet Resul Balıkçı gördü. Bize yanına çağırdı ve hepimiz onun olduğu yere doğru yürüdük.

Kıyafetlerin yanına doğru geldiğimizde Mehmet Resul Balıkçı bana "sen yaklaşma maksat çocuğunu mu kaçırıp yemiş" dedi. Çocuğumun yerde bulunan bezi şorttan çıkarılmıştı. Zıbının yarısı açık ve altından vurulmuş vaziyetteydi. Kırmızı kazağı ve pembe zıbından çıkarılıp oraya konulmuş vaziyetteydi. Daha sonra jandarmaya haber verdiler.

Yusuf Balıkçı'nın anlattığı iddia edilen bölge

Jandarmayı beklerken bir köşede kocam, abisi Mehmet Resul ve görümcem Rahime Budak'ın kızım Büşra'yı nereye götürdüğünü, nereye bıraktığını anlatıyordu. Anlattığına göre çadırımızın yukarısındaki bulunan yaklaşık 1-2 km uzaklıkta tepe bölgeye götürdüğünü ve oradaki taşın altına koyduğunu, kızım Büşra'yı içerisine koyduğunu ve üzerine toprak veya taş koymadığını açık şekilde bıraktığını söyledi.

Bunları konuştukları esnada hepsi kendilerini duyduğumu anladılar. Abdülvahap Çiçek, Mehmet Resul Balıkçı, Mülkü Balıkçı ve Kazım Dur kocamın anlattığı bölgeye doğru gidiyorlardı. Sonra görevliler benim ifademi almak için çağırdı.

Ben kocamın anlattığı bölgeyi biliyorum. İstediğiniz takdirde o bölgeyi gösterebilirim. Ben doğruları en baştan itibaren anlatmadığım için çok pişmanım ancak kocamın korkusundan dolayı anlatamadım. Kocamın yönlendirmesi neticesinde yanlış beyanlar verdim. Şimdiki beyanım doğrudur.

'Kocam Yusuf Balıkçı'dan şikayetçiyim' dedi

Kocam çocuklarıma şiddet uyguluyordu. Kendisinden şikayetçiyim. Onay veriyorum. Hatta ben çocuklarımın üzerindeki darp raporlarını alarak sundum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Büşra'yı da kocam öldürdü. Bu olay ile ilgili olarak Yusuf Balıkçı'yı öldürerek nereye koyduğunu söylemeyen kocam Yusuf Balıkçı'dan şikayetçi ve davacıyım."

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER

14-09-2026 - GÜNCEL

 Katılım şirketinin patronu yurt dışına kaçtı. Para yatıranlar ne olacak?

Katılım şirketinin patronu yurt dışına kaçtı. Para yatıranlar ne olacak?

14-09-2026 - GÜNCEL