SAĞLIK
Giriş Tarihi : 14-02-2026 00:19   Güncelleme : 14-02-2026 00:35

Prof. Dr. Toker Ergüder,“Sağlıklı Yaşam Süresini 77 yaşa çıkarmak Hedefimiz"

TÜKSA tarafından düzenlenen panelde, Türkiye’de özbakım ve toplum sağlığı konuları uzman isimler tarafından detaylı şekilde ele alındı.

 Prof. Dr. Toker Ergüder,“Sağlıklı Yaşam Süresini 77 yaşa çıkarmak Hedefimiz

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), tüketici sağlığını destekleyen reçetesiz sağlık ürünleri alanında faaliyet gösteren uzmanları bir araya getirerek kapsamlı bir panel düzenledi. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında düzenlenen panel oturumları, dört ayrı başlık altında gerçekleştirildi

Programın ilk panelinde, “Eczanelerle Güçlenen Öz Bakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa” konusu ele alındı. Panelin moderatörlüğünü Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zafer Çalışkan üstlenirken; Opella Türkiye Genel Müdürü Pelit Duman, Haleon Türkiye Genel Müdürü Emin Şirvanlı, TİTCK Başkan Yardımcısı Uzm. Ecz. Mesil Aksoy ve Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri Uzm. Ecz. Taner Ercanlı konuşmacı olarak yer aldı.

“SAĞLIKOKURYAZARLIĞI ARTIRILMALI”

Opella Türkiye Genel Müdürü Pelit Duman, yaşlı nüfusun artışıyla birlikte kronik hastalıkların da giderek yaygınlaştığını belirterek, “Bu durumda, olası risklerin yönetimi için neler yapılabileceği önem kazanmaktadır. En önemli konulardan biri OTC ürünlere erişimdir; burada, yetkili otoriteler tarafından sağlanan doğru bilgilendirme ve güvenli erişim mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. Tanıtım ve bilgilendirme çalışmalarının özgürlük ve bilinçlendirme açısından önemi büyüktür. Ayrıca, sağlık okuryazarlığının artırılması bu süreçte çok değerli ve gereklidir” diye konuştu.

“ÖZBAKIMIN ÖNEMİ ARTIRILMALI”

Haleon Türkiye Genel Müdürü Emin Şirvanlı, özbakımın sadece günlük rutinlerden ibaret olmadığını söyleyerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özbakım, bireyin sağlığı ile kurduğu bilinçli bir ilişkidir. Bireylerin aktif rol alması, kendi bakımını yönetmesi ile insan sağlığının temel noktasıdır. Bu durum, bireyi güçlendirir ve insanın yaşamına sahip çıkmasını sağlar. Bunun için doğru bilgiye ve ürünlere ulaşabilmek oldukça önemlidir. Sağlığı destekleyen ve henüz adı konulmamış ürünler de bu sürece katkı sağlar. Özbakım bilincinin artırılması herkes için gereklidir.”

HALKIN KOLAY ERİŞİMİ İÇİN ADIM ATILMALI”

Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri Uzm. Ecz. Taner Ercanlı da çevre sağlığını yalnızca tek bir açıdan değil, bütünsel olarak ele aldıklarını söyleyerek, “Sağlığın doğru şekilde korunması ve uygulanması gerektiğini vurguladı. Ancak bugün geldiğimiz noktada OTC (tezgah üstü) ürünlerin kullanım ortalamasının düşük olduğunu görüyoruz. Yanlış reçete uygulamaları ve eczanelerdeki eksiklikler milyonlarca vatandaşı etkiliyor. Halkın rahat ulaşımı açısından, eczanelere oftalmik ürünlerin farklı kategorilerde sunulması ve düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Aslında, halkın sağlık kalitesinin artırılması hedefleniyor; bu konunun faydalı mı yoksa uygulanabilir mi olmayacağı üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Birçok ilaç kurumunun ruhsatlandırılmadığının farkındayız. Halkın sağlığını ilgilendiren birçok konuda yol alınabilir. Öte yandan akıllı saatine verilen yetkiye eczacılara hiçbiri verilmedi.” dedi.

İkinci panelde, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri” konusu derinlemesine ele alındı. Panelin moderatörlüğünü İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Özsarı üstlenirken, konuşmacılar arasında Bayer Tüketici Sağlığı Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar Ülke Grubu Başkanı Onur Yaprak, Reckitt Benckiser Türkiye Pazarlama Direktörü Neslihan Kama ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder yer aldı.

“SAĞLIKLI YAŞAM SÜRESİNİ 77 YAŞA ÇIKARMAK HEDEFİMİZ”

Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, Türkiye’de sağlık hizmetlerine erişimin oldukça iyi olduğuna işaret ederek, “Mükemmel bir hastanemiz var ve sağlığa erişimi çok iyi, ancak sağlıkta yaşanan sorunlar 58 yaş civarında kalıyor. Şu an yaş almış insanlar hastanelerde uzun süre vakit geçiriyor ve beklenen yaşam süresi 77 yıl olmasına rağmen, sağlıklı yaşam süresi 57 yıl. Burada amacımız, sağlıklı yaşam süresini 77 yaşa çıkarmaktır. Ayrıca, bu konuda öz eleştiri yapmak da bir problemdir. İlçelerde uzun yıllar sonra kongre düzenleyeceğiz. Spor okulu için ilaç yerine kendi yöntemlerimizi uygulamayı düşündük. Tütün kongresi düzenleniyor ve spor alanında sorumluluk almak önemlidir. Bu dernek çok faydalı; koruyucu ve önleyici sağlık faaliyetlerinin yanında, sağlık okuryazarlığını da desteklemektedir. Sağlık gözden kaçırılmamalıdır ve hiçbir ayrım yapılmamalıdır. Umarım sağlık risk faktörlerini azaltmak için çalışabiliriz. Çünkü hastalıklardan beslenen bir endüstri de mevcut” şeklinde konuştu.

“TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA ŞİRKETLERİN ROLÜ KRİTİK”

Reckitt Benckiser Türkiye Pazarlama Direktörü Neslihan Kama, “Türkiye’de tüketici sağlığı alanında çok şey yapılması gerekiyor. Bu sürecin bir parçası olabilmek önemli. Tüketici sağlığında şirketlerin çok önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum. Bu ürünlere tüketicilerin nasıl ulaşması gerektiğini sağlayan firmalar var. 60 ülkede tüketicilerle nasıl iletişim kurulması gerektiğini biliyoruz. Bu, sıfırdan oluşturulabilecek bir modeldir ve şirketlerin sağlığı için önemli olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“YAŞAM TARZI VE TEKNOLOJİ ÖNEMLİ”

Bayer Tüketici Sağlığı Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar Ülke Grubu Başkanı Onur Yaprak da şöyle konuştu:

“Devletler ve endüstri, bu alana daha fazla değer katıyor. Sağlık okuryazarlığına üç katı fazla para harcanıyor. Yaşlılık kritik bir konu; 5 yıl önce Türkiye’de bu konu yeterince gündeme gelmemişti. Sağlığı doğru şekilde almak ve korumak kavramı artık öne çıkıyor. Diğer bir faktör ise dijital ve bilimsel teknolojilerin, insanların bilgiye erişiminde büyük rol oynamasıdır; yapay zeka gibi araçlar burada devreye giriyor. Dördüncü faktör ise bütünsel sağlık yaklaşımıdır. On yıl öncesine kadar akıl sağlığı yeterince konuşulan bir konu değildi, ancak bugün gençlerde zihinsel sağlığın önemi doğru şekilde anlaşılabiliyor. Artık yaşam tarzı, günlük yaşamı ve teknoloji, sağlığı etkileyen önemli faktörler haline gelmiştir.”

Üçüncü panelde ise, “Aktif Yaşlanmada Öz Bakımın Rolü” konusu ele alındı. Panelin moderatörlüğünü TÜKSA Genel Sekreteri Esra Taş üstlenirken; Bayfar Medikal Genel Müdürü Abdullah Uzun, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Program Koordinatörü Aysel Yüksel ve Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Muhammed Nur Öğün konuşmacı olarak yer aldı.

“DÜNYA NÜFUSU YAŞLANIYOR”

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Program Koordinatörü Aysel Yüksel, dünya nüfusunun hızla yaşlandığını dile getirerek, “Hep beraber yaşlanıyoruz; bütün dünya yaşlanıyor. Yüksek doğum oranı ve düşük ölüm oranı ile düşük doğurganlık ve yüksek ölüm oranı arasında bir ilişki vardır. Az gelişmiş ülkelerde yaşlanmayı nasıl önleyeceklerine ilişkin çalışmalar yapılmaktadır. Bu süreç, doğum ve ölümle ilgili doğal bir döngüden kaynaklanmaktadır. Hiçbir zaman tamamen çözülemeyen bir süreçtir ve bunun her zaman göz önünde bulundurulması gerekir. Demografik sorunlar uluslararası platformlarda konuşulmaktadır. Yaşlanma genellikle sürekli negatif bir olgu olarak değerlendirilmektedir ve buna yönelik yönlendirmeler yapılmaktadır. 2030 yılında 2 milyon kişinin daha yaşlanmış nüfus içinde sıradışı bir konumda olacağı tahmin edilmektedir. Yaşlanmanın etkileri yönetilmezse olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu etkilerin ortadan kaldırılmasına yönelik bazı stratejiler geliştirilecektir. Etkiler önceden kontrol edilerek dengede tutulmalıdır” diye aktardı.

“BİZ YAŞLANIYORUZ AMA GENÇ ÜLKEYİZ”

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Muhammed Nur Öğün ise sağlıklı yaşlanma için birinci basamak sağlık hizmetlerinin önemine vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Biz yaşlanıyoruz ama genç bir ülkeyiz. Farklı bölgelerde yaşlanmanın önlenmesinde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin rolü çok önemlidir. Özellikle yaşlı hastaların kronik hastalıklarının olduğu yerlerde bu hizmetlerin etkinliği artırılmalıdır. Bu hastalıkların nasıl yönetileceği, sağlık okuryazarlığını geliştirmek ve eğitim konularını yaygınlaştırmakla mümkündür. Gençlere yeterli destek verilmezse, aslında sağlıklı yaşlanmayı öğrenmeleri mümkün olmayacaktır. Sağlık her zaman ön planda tutulmalı, yaşlılıkta da bu önem korunmalıdır. Bununla birlikte, kadın ve erkek fark etmeksizin kimse okuma yazma bilmez bırakılmamalıdır. Bakanlık, ciddi halk sağlığı yatırımları yapmaktadır ve çalışmalar bölgeden bölgeye farklılık göstermelidir.”

“YAŞLI VE HASTA ODAKLI ÜRÜN ÜRETİMİ YAPIYORUZ”

Bayfar Medikal Genel Müdürü Abdullah Uzun da ürün geliştirme sürecinde sorun tespitinden erişim aşamasına kadar her adımın kritik olduğunu söyleyerek, “Sağlık ürünleri söz konusu olduğunda, öncelikle sorunun doğru şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Bunun için çalışmalar yürütülür ve gelişim sürecinin sonunda ürün ortaya çıkar. Ürünün yaşlılara veya hedef kitleye ulaştırılması aşamasında erişim süreçleri ve tüketiciye ulaşımı önemlidir; aksi halde israf ortaya çıkabilir. Topluma ihtiyaç odaklı yaklaşıldığında, eksiklikler giderilmiş olur. Ürüne ve uygulamaya özel kapsüller geliştiriyoruz. Yan etkilerden arındırmak gibi çeşitli süreçlerden geçmektedir. Yaşlılar veya hastalığı olan kişiler için özel ürünler geliştiriyoruz. Bu ürünlerin geliştirilmesinin ardından hızlı bir şekilde piyasaya sürülmesi planlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

TÜKSA toplantısının panel bölümünün son oturumunda, “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” konusu masaya yatırıldı. Panelin moderatörlüğünü TÜKSA İletişim Direktörü Nevzat Demirkol üstlenirken, konuşmacılar arasında Ankara Aile Hekimliği Derneği (ANKAHED) Başkanı Dr. Emir Ömer Keleş, Sağlık İletişimi Derneği Başkan Yardımcısı ve AA Başmuhabir/Yayıncı ile TRT Radyo Programcısı Yeşim Sert Karaaslan, Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü Sağlık İletişimi Daire Başkanı Dr. Şeyma Halaç ve Dojo Dijital Yönetim Kurulu Başkanı Ender Sever yer aldı.

Ankara Aile Hekimliği Derneği (ANKAHED) Başkanı Dr. Emir Ömer Keleş, “Hekimlere eş zamanlı bilimsel duruş sergileyerek sempozyum düzenlenmesi gerekiyor. Hekimlere arası iletişimi daha fazla artırarak özbakım konusunu daha fazla ele alabiliriz. Ortak hareket edilen fatkındalık çalışmalarla beraber özbakımın geliştirilebileceğini düşünüyoruz” dedi.

“PANDEMİDE EN BÜYÜK SINAV DEZENFORMASYONDU”

Sağlık İletişimi Derneği Başkan Yardımcısı ve AA Başmuhabir/Yayıncı ile TRT Radyo Programcısı Yeşim Sert Karaaslan da şunları söyledi:

“Dezenformasyon konusu en sık COVID-19 döneminde karşımıza çıktı. Dünya bu sürece hazır değildi; çünkü en son benzer bir salgınla yıllar önce karşılaşılmıştı ve yeterli bilgi birikimi yoktu. Medya açısından da COVID-19 dönemi bilinmeyenlerle doluydu. Sürekli bilgi almak isteyen geniş bir vatandaş kitlesi vardı. Bu süreçte maalesef ciddi bir bilgi kirliliği ortaya çıktı. Ancak o dönemde konu Sağlık Bakanlığı tarafından oldukça iyi yönetildi. Bir bilim kurulu oluşturuldu ve düzenli basın toplantıları yapılarak basın mensuplarına doğru ve güncel bilgiler verildi. Bizler de kime ve hangi kaynağa ulaşacağımızı biliyorduk. Geleneksel medya ve dijital medyada bir haber yayınlanmadan önce mutlaka teyit edilir ve toplum sağlığına nasıl fayda sağlayacağı değerlendirilir. Geleneksel medya bu şekilde süzgeçten geçirilmiş bilgiyle ilerler. Ancak dijital medyada herkes haber yazabilmektedir ve aynı denetim mekanizması her zaman bulunmamaktadır. Bu nedenle dijital mecralarda kontrol mekanizmalarının artırılması gerektiğini düşünüyorum. Önümüzde ise yapay zekâ gerçeği var. Yapay zekâ ile üretilen görseller ve içerikler artık oldukça inandırıcıdır. Bu durum doğru ile yanlışı ayırt etmeyi zorlaştırmaktadır. Yapay zekâ hem faydalı hem de zararlı amaçlarla kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekâ ile üretilen içeriklerin belirli kurallar çerçevesinde denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü Sağlık İletişimi Daire Başkanı Dr. Şeyma Halaç, “Sağlık sistemine gidildiğinde yaşanma, diyabet, ürün gerekliliği, tütün bağımlılığı gibi sorunlarda; vizyon ve modelin “sağlıklı yetişme modeli” çerçevesinde ele alınmasının ve yapılan tüm çalışmalarda bu yaklaşımın düşünülüp adlandırılmasının önemli olacaktır. Sağlık okuryazarlığını geliştirmekte çaba sarf ediyoruz. Ayrıca iletişim kampanyalarıyla, ulusal basın, gazete ve radyo aracılığıyla var olmaya gayret gösterdiklerini; ‘Dumansız Türkiye’ gibi kampanya çalışmalar da mevcuttur. Vatandaşların sağlık okuryazarlığı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Dojo Dijital Yönetim Kurulu Başkanı Ender Sever ise şunları söyledi:

“Sağlıkta reklam yasak ama biz bilgilendirici içerik sunuyoruz. Yapılan paylaşımlarda bilindik işlemler. Hasta doktorun sosyal medyasına baktığında tıbbi bir şey paylaştığında okumuyor, hastayı paylaştığında ise çok izlenme oluyor. Hedef kitleye ulaşmak var. Sağlık alanındaki paylaşımlar oldukça riskli. Ayrıca hekimler hekimleri şikayet ediyor. Devlet ve özel hastanesinde aynı işi yapan hekimler arasında inanılmaz uçurum var.”

NİHAT ALPARSLANNİHAT ALPARSLAN