Son günlerde Muğla Milletvekili Sayın Gizem Özcan hakkında ortaya atılan iddialar, yalnızca bir siyasetçiyi değil; aynı zamanda siyasette yer alan tüm kadınları hedef alan tehlikeli bir anlayışın yansımasıdır.
Siyaset, fikirlerin ve projelerin yarıştığı bir zemin olması gerekirken; ne yazık ki zaman zaman kişilik haklarını zedeleyen, doğruluğu sorgulanmamış iddialarla yürütülen bir algı operasyonuna dönüşebilmektedir. Bu durum, demokratik kültür açısından ciddi bir gerilemeye işaret etmektedir.
Kadınların siyasette daha görünür, daha etkin ve daha güçlü olması gerektiğini savunduğumuz bir dönemde; bir kadın milletvekiline yönelik iftira ve hedef gösterme çabaları, sadece bireysel bir saldırı değil, aynı zamanda toplumsal bir kazanıma yönelmiş bir tehdittir.
Unutulmamalıdır ki; eleştiri demokratik bir haktır, ancak iftira bir suçtur. Kamuoyunu yönlendirmeye yönelik mesnetsiz söylemler, ne basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir ne de siyasi rekabetin bir parçası olarak kabul edilebilir.
Gazetecilik ilkeleri; doğruluk, tarafsızlık ve kamu yararı üzerine kuruludur. Bu ilkelerden uzaklaşıldığında ortaya çıkan şey ne haberciliktir ne de kamuoyu bilgilendirmesidir; bu, açıkça bir itibar suikastıdır.
Toplum olarak bu tür girişimlere karşı daha duyarlı olmak, doğrulanmamış bilgilere itibar etmemek ve kişilik haklarına saygıyı savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Siyaseti kirleten değil, temiz tutan bir anlayışa ihtiyaç var. Çünkü güçlü demokrasi, güçlü ve onurlu bireylerle mümkündür.